24 Nisan 2012 Salı
3 Şubat 2012 Cuma
26 Aralık 2011 Pazartesi
7 Aralık 2011 Çarşamba
TELEVİZYON ve ÇOCUK
Televizyonun çocuklardan alıp götürdükleri, daha iyi anlatılamazdı herhalde...
Çocukların dört yaşına kadar mümkünse televizyonla pek tanışık olmaması gerektiği artık tüm pedagoglarca söyleniyor.Ama ben buradaki 'mümkünse' kelimesini çok lüzumsuz buluyorum.Bir,iki ya da üç yaşında çocuğu olan bir annenin televizyonla ne işi olabilir ki! Çocuğunu televizyon karşısında adeta büyülenmiş vaziyette bırakarak bitirdiği ev işlerinden hayır gelir mi sizce....
Pedagog Adem Güneş'in bu konudaki görüşleri gerçekten çok önemli ve biz annelere yol gösterici.Bir radyo programından alıntıladığım bölümü istifadenize sunuyorum.
"...Beş yaşından küçük bir çocuk, televizyonun karşısındayken aslında onu izlemiyor.Televizyon tüm duygularını,zihnini esir almış halde kendini ona kaptırıyor.Çocuğun görebilme, duyabilme kapasitesinin çok üstünde ve çok hızlı ışık ve ses efekti var televizyondan gelen.Sizin falanca çizgi filmi çok severek izlediğini zannettiğiniz çocuk, aslında televizyona kaptırdığınız çocuktur!
Böylesi çocuklarda ortaya çıkan en büyük davranış bozukluğu hiperaktivite, ondan sonra dikkat bozukluğudur.Erken yaşlarda televizyonla iç içe olan çocuklarda ortaya çıkan bir diğer problem ise yeme bozukluğudur.Çocuk sofraya oturur,elinde kaşık gözü bir tavanda bir yerde; kolu masada, bir mıymıylanma, kendine hakim olamama, lokma ağzında bir o yana bir bu yana çevirip yutmama..Okula başladığında ise öğretmeni dinlememe, dersi anlamama..Neden? Çünkü çizgi filmler çocuğu o kadar cezbetti ki; rengarenk karakterler, bir hopluyor bir zıplıyor, bir reklam giriyor.Bu kadar hareketten, ışıltıdan sonra öğretmen tabiki sıkıcı geliyor.Karşısında durmuş, bir şeyler anlatıyor; ne hopluyor ne zıplıyor...Böylece gerçek dünyaya adapte olmakta zorluk çekiyor bu çocuklar.
Gelelim annelerin televizyon seyretmesine...Çocuk bulunan bir evde, bir anne nasıl olur da televizyon seyreder, benim aklım almıyor.Eğer vaktini çocuğu ile kaliteli ve ruhen birlikte olarak geçirmiyorsa bu anne ileriye doğru bela biriktiriyor demektir.Televizyonda isterse çok kaliteli film olsun, ister ahiret inancını anlatan programlar olsun farketmez.Beş yaşından küçük bir çocuğun bulunduğu evde anne televizyonu açıp karşısına geçemez.Ha annenin kendi hayatı yok mu, keyif içinde zaman geçiremez mi?Ya hu geçirsin geçirsin de çocuğu ilk dönemlerinde ihmal edersen, ondan sonra annenin hayatı zaten bir kabusa dönüşür.Eğer anne özellikle ilk dönemde çocuğunu ihmal ediyor, zamanını televizyonun karşısında, bir o komşuda bir bu komşuda geçiriyor, sosyalleşeceğim diye faaliyetten faaliyete koşturuyorsa çocuğunu da kenarda köşede farkına varmadan büyütüyorsa o çocuk yarın annesinin paçasına dolaşır.
Bırakın televizyonu, bırakın koşturmacayı..Çocuğunuzun o bıcır bıcır halini bir daha yaşayamayacaksınız.Kapatın televizyonları, hatta yapabiliyorsanız çıkarın evinizden (ya da en azından çekin fişini, takmayın bir müddet, yapın bu fedakarlığı) oturun evinizde, çocuğunuza yönelin, televizyona emanet etme yerine,kendi emanetinize alın biricik yavrunuzu..."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
